"Enter"a basıp içeriğe geçin

Annem ve Muhafazakar Seks Partisi

Merhaba, anlatacaklarım size gerçek kırşehir escort
dışı gelebilir ya da ahlaki değerlerinizle örtüşmeyebilir. Eğer böyle çekinceleriniz varsa, okumayın lütfen.

Beş sene önce henüz 18 yaşında toy bir genç iken, üniversite eğitimim için ayrıldığım İstanbul’a artık temelli olarak dönmüştum. Geride kalan beş sene içerisinde hayatımda pek çok şey değişmiş, en büyük değişim ise üç sene evvel babamı kalp krizinden kaybetmemle başlamıştı. Artık bu hayatta annemle tek başımaydım. Annem şengül 44 yaşındaydı, bundan 24 sene önce kendisinden 22 yaş büyük olan babamla evlenmişti. Geçmişte annemle babamın sık sık tartışmalarına denk gelirdim, annem babamı hiç sevmezdi, ben de itiraf etmek gerekirse pek sevemedim, yeryüzünde seven biri olduğunu da sanmıyorum. Babam dededen kalma iki büyük deri fabrikasının sahibiydi, otoriter, neredeyse hiç yüzü gülmeyen nemrut suratlı bir adamdı. Babam öldüğünde fabrikalar ve çeşitli mülklerin yerinde yeller esiyordu, bunların büyük bölümü babamın kumar bağımlılığı yüzünden buharlaşmış, maddi sıkıntılarımız günbegün daha da büyür olmuştu. Belki de babamın kalp krizi geçirmesinin sebebi de buydu. Sonraki yıllarda elde kalan para Amerika’daki okulumu bitirmeme ancak yetebilmiş ve nihayetinde elimde diploma ile dönmüştüm.

Annemden bahsetmek gerekirse; modern osmaniye escort
anlamıyla başörtülü , 165 cm boyunda, 65 kilo civarı, bembeyaz bir teni olan, belirgin vücut hatlarıyla (büyük ve sıkı kalçaları ile iri memeleri) balık etli bir kadındır. Yaşı ve fiziğiyle güzel, alımlı ve gerçek yaşından en az 3-4 yaş daha az gösteren bir kadındır annem. Ayrıca güzelliğini ortaya koyan çok hoş, yuvarlak bir yüze de sahipti. İnsanı içine çeken yeşil, iri gözleri, pembeye boyadığı tatlı, dolgun dudakları, bembeyaz dişleri ve minik hokka burnuyla adeta bir portre gibidir. Tatlı kadife sesi, hep güler yüzlü oluşu, sıklıkla beliren gülümsemesi ve zaman zaman attığı şuh kahkahalar fiziksel özellikleriyle de birleşerek onu çekici ve seksi bir kadın yapar. Bütün bunlar yaşadıklarımdan sonra fark ettiğim şeylerdi, yoksa her evlat gibi benim için de annem kutsaldı ve bir kadın değil, cinsiyetsiz bir melek gibiydi.

İstanbul’daki evime dönüşümle beni şaşırtan annemin bir giyim mağazası açması olmuştu. Annem artık patron olmuş, açtığı mağazada bir de genç kızı tezgahtar olarak yanına almıştı. Anneme bu mağazanın hangi parayla açıldığını sorunca, bana babamın eski dostlarının ve sağolsun amcamın yardım ettiğini söyledi. 54 yaşındaki amcamın hali vakti yerindeydi, üç ayrı semtte kebapçısı vardı. Annemin bahsettiği babamın yakın arkadaşları da çok zengin olmalarına rağmen son derece ikiyüzlü ve çıkarı olmadan kimseye selam bile vermeyen, ikiyüzlü adamlardı. Annemin finansman konusundaki açıklamalarını tam anlamıyla tatmin edici bulmasam da üstelemedim.

Geleli bir ay olmuştu, temmuz sıcağı ortalığı manisa escort
kavuruyordu. tatil kısmını bir yana bırakıp artık iş arama kısmıyla meşgul olmam gerektiğini düşünüyordum o sıralar. Kafam bu düşüncelerle doluydu ama annemin her gün ne kadar değiştiğini görmek beni başka meseleler üzerine düşünmeye itiyordu. Babamın aşırı otoriter tavrının ve hatta zorbalığa varan ceberutluğunun hakim olduğu aile hayatımızda hem tek çocuk olan ben hem annem çoğu zaman edilgen ve ezik kalmaktan kurtulamıyor ve sürekli babamın sözlerini tereddütsüz emir sayarak korkuyla uyguluyor, hakaretlerine boyun eğiyorduk. Ama artık her şey değişmiş, Mehdi Bey’in diktatörlüğü yıkılmıştı. Buna rağmen yine de anneme birkaç defa babamdan bahsedecek, hatrımızdaki pek az hoş anıyla onu yad etmeye çalışacak olmuştum, annemse ya lafı değiştirmiş ya gönülsüz bir iki kelam edebilmişti. Zaten bu normal değil miydi ki? Çirkin ve sevimsiz bir adam olan babamla evlenmelerinin en büyük sebebi babamın zengin oluşuydu, evlilik hayatları boyunca annemin babama hiçbir zaman sevgiyle yaklaştığını görmedim, gerçi aynısı babam için de geçerliydi. Annemi değişen şartlar yüksek özgüven sahibi, iletişim becerileri üst düzeyde olan, daha kadınsı giyinmekten ve çapkın bakışlar atmaktan kaçınmayan ve butün bunları “patron” titri ile otoriter bir üslupta yapan bir dominant iş kadını olma haline taşımıştı.

Beni şaşırtan önemli konulardan biri de annemin giyim tarzının çoğunlukla tesettür standartları dışına çıkarak ve hatta bazen epey dışına çıkarak vücut hatlarını açıkça gösterecek ölçüde değişmiş olduğuydu. Geçmişte annem neredeyse topuklarına varacak ölçüde uzun bir etek giyer, üzerine de bol, vücut hatlarını belli etmeyecek kazak vs. giyerdi. Şimdiyse bazen diz kapaklarını zorlayan bazen dar bazen geniş etekler giyiyor ya da bacaklarını ve kalçalarını saran bir jean ya da kumaş pantolon tercih ediyordu. Üstü için de benzer durum geçerliydi, giydiği kıyafetler karnını ve göğüslerini sıkıca sarıp, hatlarını belli eden kıyafetlerdi. Bunun üzerine bir de ağır makyaj yapıyordu, bazen kullandığı rimel, ruj, allık vs. onu azgın bir kadına dönüştürüyordu. Bu dönüşüm beni annemin daha önce dokunulmaz saydığım vücudunu düşünmeye, kadınlığını düşlemeye sürüklüyordu. Sonunda annemin iç çamaşırı çekmecelerini karıştırmaya varacak ölçüde hem meraklanmış hem de azmıştım. Çekmecenin içi dantelli, transparan, g-string külotları bir diğeri ise tamamen transparan/yarı transparan, leopar desenli çeşitli seksi sütyenler ile doluydu. Sütyenleri elime her aldığımda iç kısmını ağzıma doğru götürüp içine giren annemin iri memelerini hayal ederek kalp çarpıntısıyla kendimden geçiyordum.

Annem ve Muhafazakar Seks Partisi

Aynısını g-string külotlar için de dakikalarca yapıyordum. Bu heyecanlı dakikaları bırakıp yeni şeyler aramak üzere giysi dolabını karıştırdığımda saten ve tül olmak üzere seksi gecelikler ve kombinezonlarla karşılaştım. Öyle seksi fantazi şeylerdi ki heyecanım gitgide büyüyordu. Özetle bütün bunlar yavaş yavaş annem Şengül’ü annem olmaktan çıkararak, onu benim için orta yaşlı, seksi, isterik bir kadına, bir ev arkadaşına dönüştürmüştü. Ama aklımdaki esas soru da şuydu: “peki ama bu makyajlar, seksi kıyafetler ve fantezi iç çamaşırları kimin için?”

Annemin giyim mağazasına üç farklı günde, üçüncü gidişimde de annemi bulamadım, tezgahtar Aysel annemin toptancıya gittiğini kırıtarak 3. defa söyledi. (Bu aşamada biraz da kendimi aktarayım. 182 cm, 75 kg, esmer, her gün spor yaptığımdan atletik bir vücuda sahibim.) Tevazuyu bir kenara bırakırsak tezgahtar bir kız için sosyal statü, eğitim ve fiziksel özelliklerim itibarıyla fazla iyiydim. Bunlar bir yana annem Şengül’ün toptancıya gitmediği besbelliydi, nereye gitmişti acaba? Bu soru, üst üste iki gün sabah annemle çıkıp, akşama kadar dükkanın civarında gizlice dolanmama yol açtı. Şans bu ya, annem neredeyse iki gün boyunca akşama kadar dükkandaydı. Yalnız amcam bu iki günde 2 defa mağazaya gelmiş ve her seferinde bir saatten fazla kalmıştı. Galiba aklımdaki sorunun cevabı da buydu ama varsayımları kenara bırakıp, emin olmalıydım. Söz konusu ikinci günün akşamında annem mağazadan çıkıp eve gitmek üzere arabasına bindikten sonra, mağazaya daldım.

– Selimciğim hoşgeldin, ben de kapatıyordum.
– Aysel, annemin odasından bir şey almam lazım, hemen hallederim.

Annemin odasına girip, her yanı iyice yokladım hızla fakat görünürde hiçbir şey yoktu. Çıkmak üzere kapının kulpunu tuttuğum anda kenarda duran çöp kutusu gözüme çarptı. İçini açıp bir iki kağıdı kaldırıp derine inince iki tane kullanılmıış, içi sperm dolu prezarvatif ortaya çıktı. Tahminlerim gerçeğe dönüşmüştü. Çöp kutusunu kapatıp, odayı gözlemledim. Deri, açılıp çift kişilik geniş bir yatağa dönüşebilen bir koltuk vardı, oda için fazla geniş bir koltuktu. Nedeni şimdi anlaşılıyordu, Haydar amcam yengesini işte bu deri koltukta beceriyordu. Bunun üzerine annemin oğluma mezuniyet hediyem diyerek aldığı, muhtemelen Haydar amcamın parasıyla alınmış lüks spor arabamla arada beraber olduğum escortun evine gittim. Yol boyunca annemin açtığı mağaza ve giyim tarzı iyice bir zemine oturmaya başladı. Kendimi bir piç, bir orospuçocuğu gibi hissediyordum. Tuttuğum şu direksiyon bile kim bilir neyin karşılığıydı?

Suadiye’deki evinde escort Müge’nin memelerini yalarken amcamın ağzı ve diliyle annemin memelerini nasıl yalayıp ısırdığı aklıma geliyordu. Müge’nin memeleri ufaktı, anneminkilerse hem iri hem kakıktı. Başımı kaldırıp Müge’ye: “bana Haydar de, Haydarım sik beni de” “ne Haydarı canım” “ben de sana Şengülüm, orospum diyeceğim” “Selim, iyi misin” “sen ne diyorsam onu söyle güzel bahşiş vereceğim, azdır beni bu sözlerle”….

Müge’yle geçirdiğim gecenin ardından arabamla eve dönüyordum. Müge’nin yatağında onların neler yaşadığını hayal ederek, Haydar olup annem Şengül’ü defalarca sikmiştim. Tiksindiğim insanlar oluvermiştim. Amerika’dayken seks yapmadığım kadın tipi kalmamıştı, eşcinsel ilişkiler de yaşamıştım, sınır kabul etmeyen biriydim ama ensest yoktu hayatımda. Fakat dün Müge ile sevişmemi düşününce sanki kendimi ilk kez broşalmış gibi hissettim. Çünkü böylesi hiç olmamıştı, adeta kor bir alev gibi yanmış ve Müge’nin amcığını ve kasıklarını döllerimle sırılsıklam yapmıştım. Bunun nedeni annemi düşleyerek sevişmemdi.

Eve vardığımda saat 11’e geliyordu, annem çoktan mağazaya gitmişti, ben de yorgun olmama rağmen hemen bir duş alıp çıktım. Şüphe uyandırmak istemediğimden arabayı almak yerine taksiye bindim. İçimden bugün bir şeyler olacak diye hissediyordum ama olacak olan hakikaten olacaksa ben ne yapacağım o zaman diye düşünmeden de edemiyordum. Amcam içerideki odaya girecek ve annemi sikecek. Peki ben ne yapacağım? Ya da amcam annemi alıp götürecek ve bir yerde sikecek, o zaman yine ben ne yapacağım? Kafam karışıktı.

Yaklaşık iki saat olmuştu, annemin mağazasını gören bir parkta gizlice oturuyor, mağazayı izliyordum. Güvercinleri ve onlara yem atanları izlerken neredeyse annemin mağazadan çıkışını kaçırıyordum. Şengül’ü gördüm:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis