"Enter"a basıp içeriğe geçin

Zeynep Teyze

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Zeynep Teyze
Köyümüz bir sabah bir haberle çalkalandı. Haberin kaynağı bizim evdi. 35 yaşındaki annem komşumuzun 25 yaşındaki oğluyla kaçmıştı. Birlikte kaçtıklarını onları arabaya binerken gören bir köylümüz sayesinde öğrendik. Babam peşlerine düşüp ikisini de bulup öldürmek istedi ama amcalarım araya girip onu bu kararından zor da olsa vazgeçirdiler. Ancak hep birlikte annemin beraber kaçtığı Faruk Abinin evini basıp annesiyle babasına meydan dayağı çektiler. Babası Hamit Amca ve annesi Zeynep Teyzenin suratları tanınmaz hale gelmiş, evlerinin bütün camı çerçevesi aşağı inmişti.

Babam bu haberle perişan olmuştu. 20 yıllık karısının, oğlunun annesinin, bunu yapması onu insan içine çıkamaz hale getirmişti. Köyde herkesin çekindiği sert bir adamdı ama karısının davranışı ona ‘Boynuzlu’ lakabının takılmasına yetmişti. Kimseyle konuşmuyor, ağzını bıçak açmıyordu. Ben de öyleydim. Her yerde utanç içinde başım eğik halde yürüyor, insanlarla konuşmaya utanıyordum.

Sonraki günlerde annemle Faruk Abi arasında uzun zamandır bir şeylerin olduğunu öğrendik. Yeni, birdenbire olan bir ilişki değilmiş bu. Meğer köyde bazılarının bundan haberi bile varmış. Hatta iki yengemin bile bunu bildiğini kendi aralarında yaptığı bir konuşmada duydum. Annemle Faruk Abinin gizli gizli buluştuklarını şahit olduğum konuşmalarında söylediler. Ama annem ilişkisini gizlemeyi başarmıştı bizden. Başkaları öğrenmiş ama babamla ben kör ve sağır kalmıştık. Bunu öğrenmek babamın öfkesini ve nefretini büsbütün artırmıştı.

Dedikodunun, insanların arkasından konuşmanın ve iş çevirmenin gırla gittiği bir köydü bizimkisi. Şimdi de insanların tek konusu biz olmuştuk. Köyde daha önce de çarpık ilişkiler yaşanmıştı. Evli adamların ve kadınların aşk yaşamalarına yabancı sayılmazdık. Hatta en yakın örnek olarak büyük yengemle küçük amcamın bir zamanlar aşk yaşadıklarını biliyordum. Aile arasında sorunlara neden olan bu olayı dışarıya yansıtmadan çözmeye çalışmıştı dedemle babaannem.

Bazı adamların aralarında karılarını değiş tokuş yaptığını da işitmiştim. Birbirlerinin karılarını sikiyorlardı ve hepsi bilinen şeylerdi, ama su yüzüne çıkmadan gizli kapaklı yapılıyordu. Herkes işine gelmediği durumlarda üç maymunu oynuyordu.

Annem köyün en güzel kadınıydı, bütün köylü kadınların ortak düşüncesiydi bu. Babam onu daha çocuk yaşta komşu köyden kaçırmıştı. Beyaz tenli, ela gözlü, uzun boyluydu. Geçirdiği bir hastalık nedeniyle benden başka çocuğu olmamıştı. Bu nedenle diğer çok çocuklu köy kadınları gibi erken yaşta çökmemiş, güzelliğini korumuştu. Ama bu durum deyim yerindeyse babamın ondan nefret etmesine sebep olmuştu. Tek çocuklu olmak yaşadığımız köyde küçük düşürücü bir durummuş gibi algılanıyordu. Annemin akrabalarımız içindeki lakabı dölsüzdü.

Kendimi bildim bileli annemin babamdan dayak ya da hakaret yemediği bir gün yok gibiydi. Ancak buna rağmen babam ikinci bir kadın almayı istememişti hiç. Dedem ve babaannemin tavsiyelerine karşın, “Onun gibi güzelini alamadıktan sonra yeni karı almışım ne faydası var?” diyordu hep…

Birkaç hafta sonraydı. Babam bir köşede sessiz sessiz otururken aniden kalktı, duvardaki av tüfeği ve fişekliği alıp hızla evden çıktı. Nereye gittiğini tahmin ettiğim için hemen amcamları aradım. Babam Faruk Abinin evini basarken amcamlar da geldi. Evden sesler, feryatlar geliyordu. Faruk Abinin annesinin çığlıkları yükseliyordu göğe. Bütün köy halkı evin önünde toplanmıştı.

Derken babam bir elinde tüfek diğer elinde Faruk Abinin annesi Zeynep Teyze olduğu halde evden çıktı. “Madem senin oğlun benim karımı kaçırdı, sen de karını bana vereceksin!” diye bağırıyordu. Kadının elinden sıkı sıkı tutmuş onu peşi sıra sürüklüyordu. Zeynep Teyze salya sümük ağlıyor, babamın elinden kurtulmaya çalışıyor, ama bir şey yapamıyordu. Hamit Amca ise amcalarımın kolları arasında çırpınıp duruyordu. Kızları da feryat figan ağlıyordu.

Köylülerin bakışları arasında babam kadını bizim eve götürdü ve evin alt katındaki ahırda ellerinden kalın direğe bağladı. O akşam dedem ve amcamlar bize gelip uzun uzun konuştular. Babamın kadını eve getirmesinden rahatsız olmuştu dedem. “Senin kadınla ne işin var, o kadınla ne yapacaksın, bizi iyice rezil kepaze edeceksin!” diye çıkıştı babama. Ancak babam çok öfkeliydi. “O benim karımı kaçırdı, ben de onun anasını sikecem!” deyip duruyordu.

Amcalarım ilk başta babama hak veriyordu, ama sonra dedemin tarafını tuttular. “Başımıza iş alırız abi, gönder gitsin bunu. Hem bu karıyla ne işin olacak senin, ahı gitmiş vahı kalmış, gencecik kızları var, alacaksan onlardan birini al!” dediler ağız birliği etmişçesine. Babamsa, “Öyle olacak zaten, berdel yapacam, ama önce bu karının tadına bakacam!” dedi onlara. Çıkarken dedem, “Sinirin yatışacaksa sik bunu, ama burada tutma fazla, gönder gitsin!” dedi babama alçak sesle. Duymayacağımı sanmışlardı ama duymuştum kapı eşiğinden.

Zeynep Teyzeyi çocukluğumdan beri tanıyordum. Bana karşı hep sevecen biri olmuştu. Ancak şimdi aşağıda ellerinden bağlı halde ağlıyor, inliyordu. Kocası Hamit Amcanın ikinci karısıydı. Hamit Amcanın ilk karısı Faruk Abi henüz küçükken ölmüş, o da Zeynep Teyze ile evlenmişti. Ondan da dört kızı olmuştu. Karı koca kendi hallerinde sessiz sakin yaşayan bir aileydiler. Küçük bir tarlaları birkaç da inekleri vardı, durumları iyi sayılmazdı. Babam karısını kaçırmıştı ama Hamit Amca buna karşı bir şeyler yapabilecek cesarette birisi değildi…

Babam da amcamlarım ve dedemle birlikte çıkınca aşağı indim. Zeynep Teyze ellerinden tavandaki kalın kütüğe bağlıydı. Yüzü gözü yediği dayağın etkisiyle morarmış ve şişmişti. İpler bileklerini sıkmış ve kanatmıştı. Beni görünce, “Reşit evladım, Allah rızası için su getir, ne olur yavrum, yandım susuzluktan!” deyince koşarak eve çıktım. Bir sürahi su ve bardakla indim aşağı.

“Ellerimi çöz yavrum, Allahını seviyorsan ellerimi çöz!” dedi gözleri yaşlı halde. “Olmaz Zeynep Teyze. Babamdan izinsiz yapamam. Öldürür beni. Sen suyunu iç, açsan bir şeyler de getireyim ama ellerini çözemem!” dediğimde bir şey demedi. Üç bardak suyunu ellerimle içirdim. Aç olduğunu söyleyince yeniden eve çıkıp büyükçe bir lavaş ekmeğin arasına peynir koyup yanına indim. Dürüm yaptığım ekmeği de ellerimle yedirdim. “Allah razı olsun yavrum, Allah ne muradın varsa versin!” dedi titreyen sesiyle.

En fazla 39-40 yaşında, uzun boylu, yapılı güzel bir kadındı Zeynep Teyze. Beyaz tenli, yeşil gözlüydü, köy kadınlarına pek benzemeyen tipte biriydi. Babamdan yediği dayaktan dolayı başındaki büyük türbanı açılmış, siyah uzun saçları açığa çıkmıştı. Çiçekli basma şalvarla gömlek vardı üstünde. Gömleğinin üst düğmeleri kopmuştu, beyaz koynu ve altındaki beyaz atleti görünüyordu. Şişkin memelerinin çatalı da görünüyordu, ama o anda kadının bunu düşünecek, anlayacak hali yoktu. Eski yeşil lastik ayakkabılar vardı ayağında.

Babamın bana seslendiğini duyunca yukarı çıktım. Ne yaptığımı anlayınca suratıma sert bir tokat attı. “Bir daha o karının yanına inersen seni gebertirim!” diye parmağını sallayarak üzerime gelince, “Tövbe baba, bir daha gitmem, tövbe valla!” dedim geri kaçarak. Annem senelerce babamdan dayak yemişti, arada benim de yediğim olmuştu. Baba dayağının ne olduğunu bildiğim için odama girdim.

Yarım saat kadar geçmişti. Kapıyı açıp baktım içeri. Büyük odanın ışığı yanıyordu ama babam yoktu. Ahırdan sesler geliyordu. İneklerin sesinin arasında babamın bağırışlarını ve Zeynep Teyzenin şiddetli iniltilerini işitince ahıra inen merdivene yöneldim. Basamakları sessizce indim. Ahırın ışığı yanıyordu. Babam Zeynep Teyzenin karşısına geçmiş, ona hakaretler ediyor, yüzüne tokatlar atıp tükürüyordu. Zeynep Teyze ise ağlayarak babama kendisini bırakması için yalvarıyordu. Onların seslerinden rahatsız olan inekler de ses çıkarıp duruyordu.

Babamdan çok korktuğum için ses etmemeye dikkat ederek saman balyalarının arkasında bir yere saklandım. 5 metre ya var ya yoktu aramızda, net olarak görüyordum onları. Babam zavallı kadına işkence ediyor, yüzünü sıkıp saçlarını çekiyor, tokatlar atıyordu ha bire. Bu durum böyle devam edecek sanırken babam birden Zeynep Teyzenin üstündeki çiçekli gömleği yakasından tutarak çekince gömleğin kalan bütün düğmeleri koptu ve cart diye yırtıldı, altındaki beyaz atleti çıktı açığa. Zeynep Teyze yalvarıyor, babama durmasını söylüyor ama babam onu dinlemiyordu.

Babam güçlü elleriyle beyaz atletini de kolayca yırttı Zeynep Teyzenin. Şişkin ve sarkık büyük memeleri birden açığa çıkınca babamın yüzünün şekli değişiverdi. Zeynep Teyze ise yaşadığı utançla yerinde debelenip kurtulmaya çalışıyor, ayaklarını sağa sola savuruyordu. Elleri hayvanları bağladığımız iplerle sıkı sıkıya bağlı olduğundan çözülmesi mümkün değildi. Zeynep Teyzenin debelenip durması yuvarlak ve büyük beyaz memelerinin löpür löpür sallanmasına sebep oluyordu. Memelerinin erik gibi kara ve büyük uçları, koyu pembe kocaman başları vardı.

Babam, “Vay amına koyduğumun orospusu, bunlar ne böyle?” diyerek Zeynep Teyzenin memelerini koca, nasırlı elleriyle vahşice sıktı. Zeynep Teyze delirmiş gibi çırpınırken babam suratına çok sert bir tokat attı. Tokadın sesi bütün ahırı çınlatırken Zeynep Teyze kum torbası gibi sallandı havada. Bayılır gibi olup sesi kısıldı. Derken babam başındaki eski büyük türbanını aldı, rulo haline getirdiği türbanla ağzını sıkıca bağladı. Sonra da Zeynep Teyzenin beli lastikli şalvarını ayaklarından çıkardı. Zeynep Teyze sert tokadın etkisinden çıkamamıştı halen.

Bembeyaz ve kalın bacakları, kalçaları açığa çıkarken gözlerimi kırpmadan karşımdaki manzaraya bakıyordum. Üzerinde kalçalarını ve götünü sıkan paçalı beyaz külotu ve dizlerine gelen kalın siyah çorapları kalmıştı. Babam paçalı külotunu da sıyırdığında kalbim deli gibi atmaya başladı. Zeynep Teyzenin amı karşımdaydı. Hafiften koyulaşmış, ama temiz ve tıraşlıydı amı. Baygın gibiydi ama ara ara kendine gelir gibi olup sallanıyordu yine. Babam ise karşısındaki manzaradan dolayı çok keyifliydi.

Heyecanla Zeynep Teyzenin vücudunu izlerken o da soyunmaya başladı. Saniyeler sonra çıplak kaldı. Kocaman yarağı sertleşmiş, kalkmıştı. Ahırda banyo yapmasına ve annemle sikişmelerine pek çok kez şahit olmuştum, o yüzden babamın yarağı benim için yabancı değildi, ama bugün başka bir durum söz konusuydu.

Koca nasırlı sağ eline tükürüp yarağını sıvazladı Zeynep Teyzenin karşısında. Zavallı kadın başına geleceklerden habersiz öylece duruyordu. Ağzından ara ara anlamsız sözler çıkıyor ve sayıklıyordu. Babam önüne geldi ve Zeynep Teyzenin bacaklarını kavradı, ardından da havaya kaldırdı. Zeynep Teyzenin ayakları yerden kesilmişti şimdi, bağlı olduğu ip ve babamın elleri onu havada tutuyordu. Babamın sallanan yarağının Zeynep Teyzenin kalçalarının arasında gözden kayboluşunu izlerken babamdan yoğun bir inilti ve hırıltı çıktı. Zevke gelmişti. Bu sırada Zeynep Teyzenin iç çeker gibi bir sesle kendine geldiğini gördüm, ama artık çok geçti onun için.

Babamın götü ve kalçaları kasılıp gevşemeye başladı. Olduğu yerde belini ve götünü oynatarak Zeynep Teyzeyi ayakta sikiyordu. Zeynep Teyze ağzında türbanı olduğundan ancak anlamsız sesler çıkartabiliyordu. O sesler de rahatsız olan ineklerin sesleri tarafından bastırılıyordu. Babam sert ve güçlü şekilde abanıyor, Zeynep Teyzenin amına sokup çıkarıyordu yarağını. Her bir köklemesiyle Zeynep Teyze havada sallanıyor, arkaya doğru zıplıyordu, ama babam sıkıca tutmuştu onu bacaklarından ve geriye gitmesine engel oluyordu.

Saniyeler ilerlerken babam ellerini Zeynep Teyzenin dizlerinin arkasından kalçalarına doğru kaydırdı, sonra da götünü avuçladı. Daha net görebilmek için biraz daha sağa doğru kaydım ben de. Babamın kaba ellerinin Zeynep Teyzenin güneş görmemiş, büyük ve yağlı göt yanaklarını sıkmasını nefes almadan izliyordum. Serbest kalan bacakları babam kökledikçe havada sallanıp duruyordu. Aynı şekilde iri memeleri de sallanıyordu. Kadının canhıraş çığlıkları ağzındaki türbanı tarafından engelleniyordu. Gözlerinden sicim gibi yaşlar boşanıyordu bu sırada.

Babamsa halinden çok memnun gibiydi. Annemi de bu şekilde siktiğini görmüştüm yıllar önce. Ama o zaman annemin elleri bağlı değildi. Tavana asılı büyük kancaları sıkı sıkı tutmuştu annem. Kurban keserken hayvanı astığımız kancalardı. Babam kökledikçe annem havada hoplayıp zıplıyor, kancalar gacır gucur sesler çıkarıyordu.

Ancak Zeynep Teyze anneme nazaran daha yapılı ve ağır bir kadın olduğundan babam bir müddet sonra yoruldu. Kendini geri çekerken yarağı da Zeynep Teyzenin amından çıktı. Sonra da ellerini götünden çekip onu yere bıraktı. Zeynep Teyzenin ayakları yerle temas etti ama bu onu sakinleştirmedi elbette. Yine debelenmeye, bağlı olduğu iplerden kurtulmaya çalıştı ama nafile bir çabaydı hepsi.

Babam birkaç saniye sağa sola bakındı, bir şey arıyor gibiydi. Beni görmesinden çekindiğim için başımı eğdim iyice. Yerdeki ot çuvalının üzerinde duran bağ bıçağını gözüne kestirdi. Onunla Zeynep Teyzenin ellerini bağladığı ipleri kesti ancak elleri çözülmüş değildi. Yukarıdan, kütüğe yakın yerden kesmişti ipleri. Zeynep Teyzenin kolundan tuttu ve onu çuvallara doğru itti. Zeynep Teyze kıç üstü yere düşerken benden tarafa döndü yüzü. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Salya sümük bir halde ağlıyordu.

Bu sırada babam hemen çaprazımda duran iki saman balyasını üst üste koydu. Sanki onlarla bir yatak yapmaya çalışıyordu. Kendi kendine sesli bir şekilde, “Tamam, böyle daha iyi!” dediğinde gerçekten de bir yatak yaptığını anladım. Ama küçük bir yataktı bu. Yerde duran Zeynep Teyzeyi kolundan tutarak kaldırdı. Kadının çıplak vücudu saman, ot ve hayvan pisliğine bulanmıştı. Ancak bunlar babamı durdurmaya yetmiyordu. Zeynep Teyzeyi omzundan bastırarak saman balyasının üstüne yatırdı. Zeynep Teyze serbest haldeki ayaklarını sağa sola savurup duruyor, babamdan kurtulmaya çalışıyordu, ama babamın elinden kurtuluşu imkansızdı.

Babam, “Dur ulan orospu!” diyerek kadının sol kalçasına şiddetli bir yumruk indirdi. Zeynep Teyzeden derin bir inilti çıktı ağzındaki türbana rağmen. Hareketleri yavaşlarken ayakları da hareketsiz kaldı. Babam her iki ayağını da kaldırdı ve Zeynep Teyzeyi kendine doğru çekti. Halen bağlı olan elleri ise başının yukarısında kalmıştı. Babamın kıllı yarağı büyük ve kalın bir sopa gibi sallanmaya devam ediyordu. Zeynep Teyzenin kaldırdığı bacaklarını geriye attı ve iki yana açtı. Kadının kızarmış amı net şekilde karşımdaydı. Amının kalın ve büyük kahverengi dudakları vardı. Amından çişe benzer bir sıvı akmış ve kasıklarını, kalçalarını ıslatmıştı. Belki de korkudan altına işemişti Zeynep Teyze.

Babam sallanan yarağının kafasına tükürdü başını eğerek. Ağız dolusu tükürük yarağının kafasına denk geldiğinde öne doğru bir iki adım attı. Yarağını Zeynep Teyzenin amına bastırdı. Çaprazımda kaldıklarından yarağının girişini göremedim ama Zeynep Teyzenin debelenmeye başlamasından belki de dibine kadar girdiğini anladım. Ayaktayken tamamen girmeyen babamın yarağı şimdi en dibine kadar Zeynep Teyzenin amındaydı. Babam başını geriye atıp yabani bir hayvan gibi böğürdü. Bu sese inekler de kayıtsız kalmadı. Babamın sesine onlar da karşılık verdiğinde ahırın içi konser salonuna dönüştü kısa bir süre için.

Babam ağır ama kendinden emin hareketlerle Zeynep Teyzenin amına sokup çıkartmaya başladı yarağını. Kadının bacakları havada bir pergel gibi açılmıştı ve babam ayak bileklerinden sıkı sıkı tutuyordu. Dizlerine gelen kalın çorapları debelenmeleri sonucu bileklerine kaymıştı Zeynep Teyzenin. Ayağındaki lastik ayakkabılar ise çoktan düşmüştü yere.

Babamın yavaş hareketleri giderek hızlanmaya başladı. Beli ve götü ileri geri gidip geliyordu durmadan. Zeynep Teyzenin amı balyalar sayesinde tam yarağının hizasına gelmiş, bu da babamın hareketlerini seri bir şekilde hızlandırmasına olanak vermişti. Zeynep Teyze başını sürekli dik tutmaya çalışıp babama bakmaya çalışıyordu. Belki de bakışlarıyla babamı durdurmaya çalışıyordu ama olacak iş değildi bu. İniltileri ise devam ediyordu.

Babamın yarak darbeleri Zeynep Teyzenin geniş kalçalarını ve karnının etlerini titretiyordu sürekli. Memeleri de sağa sola, yukarı aşağı hiç durmadan sallanıp duruyordu. Uzun, beline inen siyah saçları saman balyalarının kenarından sarkmış, sikişin şiddetinden rüzgarlı havadaymış gibi sallanıyordu. Babam kimi zaman hızlanıp kimi zaman yavaşlıyordu, Zeynep Teyzenin kalın bileklerini tutuyor ve havadaki bacaklarını ileri geri oynatıyordu.

Babamın sikiş konusunda deneyimli bir erkek olduğu her halinden belliydi. Daha milli bile olmamıştım ve babamın Zeynep Teyzeyi sikmesini gözlerimi kırpmadan, nefes almadan izliyordum. O güne dek sadece 31 çekmiştim, anneminkini saymazsak am gördüğüm olmamıştı. Bu yüzden yarağım demir gibi olmuştu çoktan. Sağ elimi yarağıma atıp okşamaya başladım, babam gibi ben de zevke gelmiştim çünkü.

Babam bir zaman sonra yavaşladı, yarağını Zeynep Teyzenin amına iyice bastırdı. Boşaldığını sandım ama yanılmıştım. Zeynep Teyzenin ayak bileklerini bırakıp kalçalarını kavradı ve kendine doğru biraz daha çekti. Zeynep Teyze saman balyasının üstünde kaydı, saman balyası ile sadece sırtı temas ediyordu şimdi, beli boştaydı. Havadaki bacaklarını omuzlarına dayadı babam ve bu şekilde sikmeye başladı. Babamın kasıklarının Zeynep Teyzenin amına ve kasıklarına çarpmasından çıkan sesler ahırın içinde çınlıyordu.

Babam gittikçe hızlanıyordu, yarağına motor takılmış gibi yükleniyordu kadının amına. Zeynep Teyze yine başını dik tutmaya çalışıp babama yalvaran gözlerle bakıyor, inliyordu ama bunların tesiri olmuyordu. Koca memelerinin sallanışları daha da hızlanmıştı. Dik tutmaya çalıştığı başı da ileri geri sallanıyordu. Babam kalçalarından sıkıca tutmasa Zeynep Teyze saman balyasının üstünden yere düşecekti.

Sıcak yaz gecesinde ahır hayvanların sıcaklığıyla beraber hamama dönmüştü resmen. Babamın çıplak, kıllı vücudunda ter damlacıkları oluşmuştu. Aynı şekilde Zeynep Teyze de terlemişti. Terli beyaz vücudu parlıyordu arkadan vuran ışığın altında.

Saniyeler birbirini kovalarken babamın boşalmaya yaklaştığını anladım. Kaslı ve kıllı götü, kalçaları durmadan kasılıp gevşiyordu. İnekler yaşananlardan rahatsız olmuş gibi sesler çıkartırken babam da onlar gibi böğürtülü sesler çıkartmaya başladı. Her bir yarak darbesi Zeynep Teyzenin kasıklarında patlıyor, bir davulun sesleri gibi sürekli ‘Şop şop şop şop!’ sesleri kulağıma geliyordu. Zeynep Teyzenin havadaki bacakları durmadan babamın omuzlarına çarpıyordu.

Sonunda babam bir öküz gibi böğürerek Zeynep Teyzenin amına boşaldı. Kendinden geçmiş gibi inliyordu, başını arkaya atmıştı. Birkaç kez yüklendi amına, sanki tek bir döl damlasını bile ziyan etmek istemiyordu. Birkaç saniye o şekilde kaldıktan sonra çıktı Zeynep Teyzenin amından. Kendini geri çekerken tuttuğu bacaklarını da bıraktı. O halde Zeynep Teyze saman balyasının üstünde duramadı, elleri de bağlı olduğundan sol yanı üstüne düştü. Allahtan yerde samanlar vardı, kadının bir yeri kırılabilirdi yoksa. Yine de Zeynep Teyzeden acı bir inilti çıktı.

Babamın döllerle kaplı yarağı yavaş yavaş sertliğini kaybetmeye başlarken yerdeki Zeynep Teyzenin yırtık gömleğiyle sildi. Gömleği kadının üstüne attıktan sonra kendi gömleğinin cebinden sigara paketini aldı ve bir sigara çıkarıp yaktı. Babam sigarasını içerken yere düşen Zeynep Teyze de doğruldu ve kalktı ayağa. Bir şeyler söylemeye çalışıyor ama ağzı bağlı olduğundan ne dediği anlaşılmıyordu.

Babam sigarasını söndürüp Zeynep Teyzenin ağzına bağladığı türbanı çözdü. Kadın o an bir çığlık atacak gibi olunca babam hemen ağzını sıktı. “Sesini çıkartırsan seni de çocuklarını da gebertirim!” diye tehditte bulundu. Babamın yüzü korkunç bir hal almıştı o anda. Sanki dediğini yapacak gibi bir ruh hali vardı üstünde. Birkaç defa tekrarladı aynı sözü ve Zeynep Teyzeden başıyla onay aldıktan sonra da çekti elini ağzından.

Az önce çığlık atacak gibi olan Zeynep Teyze şimdi süt dökmüş kedi gibiydi. Bağlı ellerini kaldırıp, “Ağam, kurban olam bırak gideyim, ben ne ettim sana da beni kirlettin, ne ettim ben sana?” dedi gözleri yaşlı yalvaran bir halde. “Sen etmediysen bile oğlun etti. Ben de intikamımı alıyorum senden!” dedi babam sinirle. Sonra da onu geriye itti.

Ot çuvallarının üstüne attığı kıyafetlerini giyinirken Zeynep Teyze ağlıyordu. Çırılçıplak vücudundan gözlerimi alamıyordum. Dört çocuk doğurmasına, köy hayatının onca ağır iş yüküne rağmen vücudu çok deforme olmamıştı. Temiz ve tıraşlı amının etrafı epey ıslaktı, babamın döl damlaları kasıklarına bulaşmıştı. Beyaz, büyük memeleri kızarmıştı babamın hoyratça sıkmaları sonucu. Kasıklarında ve kalçalarında da kızarıklıklar oluşmuştu. Sırtında saman balyasının izi çıkmıştı çizgi çizgi.

Babam giyindikten sonra yeniden Zeynep Teyzenin ağzını sıktı ve “Bir zaman misafirim olacaksın, senin tadını iyice aldıktan sonra sıra kızlarına gelecek!” deyince Zeynep Teyze başını sallamaya başladı, ancak babama direnecek kuvveti yoktu. Babam elini çektiğinde ağzından derin ama yorgun bir hırıltı çıktı, ağlamaya çalışıyor ama yapamıyordu. “Yapma Ağam, kızlarımdan ne istiyon, onların ne günahı var?” diyordu, ama babam onu dinlemiyordu bile. Zeynep Teyzeyi kalın direğe bağladı önceki gibi.

Ancak Zeynep Teyzenin ağzı açılmıştı ve susacak gibi değildi. Babama yalvarıp duruyordu. Babam yeniden ağzını bağladı bunun üzerine. Sonra da ahırın yanan lambasını söndürüp arka kapıdan dışarı çıktı, kapıyı kapattı. Lamba sönünce içerisi zifiri karanlığa gömüldü. Duvarlardaki tek tük deliklerden ve ahşap kapının aralığından ince çizgiler halinde ışık vuruyordu sadece.

Yerimden kalktım, dizlerim ağrımıştı. Bir müddet gözlerim karanlığa alışana kadar bekledim. Zeynep Teyzeyi seçebiliyordum şimdi o karanlıkta. Çırılçıplak halde, dolgun beyaz vücuduyla deniz feneri gibi aydınlatıyordu içeriyi. Aynı zamanda iniltileri de devam ediyordu. Yarağımın sertliği geçmişti ama boşalacak noktaya gelmiştim. Eve çıkıp 31 çekmekti amacım. Sessiz olmaya çalışarak birkaç adım atmıştım ki ayağım yerdeki bir şeye takılınca düşecek gibi oldum. Çıkan ses sonucu Zeynep Teyzenin iniltileri çoğaldı.

Beni fark etmişti. Geriye dönüp bakınca başıyla beni takip ettiğini fark ettim. Cebimdeki telefonu çıkarıp fenerini açtım. Ona doğru birkaç adım attım. Yaşlı gözleriyle benden yardım istiyordu. Önüne gidince gözleriyle ağzındaki türbanını ve ellerini çözmem için işarette bulundu. Babamdan korktuğum için bunu yapamazdım. “Kusura bakma Zeynep Teyze, babam öldürür beni, yapamam!” dedim onun her işaretine karşılık. Bu sırada çırılçıplak vücuduyla aramda yarım metrelik mesafe vardı. Kadıncağız benden yardım istiyordu, o andaki halini, çıplaklığını unutmuş gibiydi. Telefonun feneri altında hareket ettikçe sallanan memelerini, beyaz karnını, kasıklarını, kalçalarını izliyordum.

Ahırda sadece ikimiz vardık. Babam büyük ihtimalle amcalarımdan birinin evine gitmişti, ne zaman döneceği belli değildi. Milli olma fırsatı ayağıma gelmişti. Beni milli edecek olan da Zeynep Teyzeydi. Kadının bu hali ne kadar üzüntü verici olsa da, ayağıma gelen şansı değerlendirmekten başka yapabileceğim bir şey yoktu…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis bursa escort kocaeli escort bursa escort eskişehir escort bursa escort mersin escort bursa escort kayseri escort bursa escort tuzla escort bursa escort sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan eryaman escort bayan sakarya escort