"Enter"a basıp içeriğe geçin

Evli Komşum Tülay Abla – 3

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Evli Komşum Tülay Abla – 3
1.Bölüm için: https://xhamster.com/stories/evli-kom-um-t-lay-abla-10071047
2.Bölüm için: https://xhamster.com/stories/evli-kom-um-t-lay-abla-2-10075743

Bugün keyifle başlamıştı ama aynı güzellikle devam edemiyordu maalesef. İşlerimin bir hayli yoğundu ve enerjimi kontrol etmekte güçlük çekiyordum. Bununla beraber de zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamadan, saatin 15.00 olduğunu fark ettim. Henüz öğlen yemeği dahi yememiştim. Karnım da acıkmamıştı nedense. Tülay Abla’nın mesajını gördüm. “Hakan ben işlerimi erkenden bitirdim.” Cümlesini okudum. Bu, Tülay Abla ile akşam eve dönüş yolculuğunu yapamayacak olmama işaret ediyordu. Her neyse, sağlık olsun diyerek; işlerimin başına dönmüştüm. Bir ara lavaboya gittiğim de, gözlerimin içinin güldüğünü fark ettim. Bunda kesinlikle Tülay Abla’nın parmağı vardı. Fakat, başım da bir hayli fazla zonkluyordu. Boynum gerilmiş, omuzlarımda karıncalanmalar hissediyordum. Yüzümü birkaç defa soğuk suyla yıkadım ve kendime gelmeye çalıştım. Lavabodan ofise döndüm, kendime bir fincan şekersiz ve sütsüz kahve yaptım; sigara içmek için yangın merdivenine çıktım.

Gözlerim camdan dışarıya gri bulutların arasında birini arıyor gibiydi. O sırada Begüm’ün geldiğini fark etmemiştim bile. Begüm gelmiş, Merhaba demiş; ama ben öyle dalgındım ki, ne Begüm’ü gördüm ne de onu duydum. Heyyyooo kime diyorum diyerek dürttüğünde ancak o an ki zamana dönüş yapabildim. Şaşkın şaşkın Begüm’ün Ela gözlerine bakıyordum ne oldu dercesine. Hakan, küs müyüz? Dedi. Hayır dedim ne alakası var. Sana selam veriyorum hiç oralı değilsin diyerek durumu izah etmeye çalıştım. Begüm, 1,60 cm boylarında, siyah saçlı, ela gözlü neşeli bir kızdı. Gençliğinin baharındaydı ve cıvıl cıvıldı. Bazen onun bu enerjisine ve neşesine hayran olur, keşke bende böyle neşeli olabilsem diye iç geçirirdim. Begüm ile ayakta kahve sohbetimiz bir süre devam ettikten sonra; sigaramı da bitirip, ben gidiyorum, çok işim var diyerek ofise döndüm.

Müşteri talepleri, mailler, telefonlar derken saat 18.00 olmuştu ama ben henüz işlerimi bitirememiştim. O gün bitirmem şart değildi, fakat trafiği de göz önüne katarak; kendime bir fincan daha kahve alıp, ofiste kalmayı tercih ettim. Ertesi güne bir işim kalmadı diye iç geçirirken saat 19.30 olmuştu bile. Bir gün daha bitmişti. Ömürden giden bir gün daha. Yarın beni nelerin beklediğini hiç bilmiyordum. Montumu giydim, asansöre bindim, otoparka indim, aracımı çalıştırdım ve eve dönüş yolculuğa geçiş yaptım.

Akşamın hüznünden midir, günün yorgunluğundan mıdır? Bilemiyorum, yine o karartıcı düşünceler kafamın içerisine hücum etti. Monoton hayatıma geri dönüyordum. Eve gitmeyi dahi istemiyordum. Çünkü eve gidince, yine soğuk duvarlar beni karşılayacak; yine yalnızlığım üzerime çökecekti. İşte o anda bu şehirden gitmeyi kafama koydum. Gidecektim. Ege’ye inecektim. Lacivert denizin tuzunu tenime hapsedecektim. Begonvilleri ekecektim penceremdeki saksılara. Kafamın içindeki karartılarla, hayallerimdeki renkler çarpışınca; ortaya saçma sapan bir ruh hali çıkmıştı. Ağlamak istiyordum resmen. Bu düşüncelerle yolu bitirmiş, mahalleye girmiştim. Hiç aklımda olmasa da, canım o an için; kırmızı şarap istedi. Bir tekelin önünde durup, kendime hem sigara, hem kırmızı şarap hem de çerez alıp, evin yolunu tuttum.

Hava kararmış ve soğumuştu. Düşüncelerimi rendelemek için güzel bir akşamdı. Arabayı park ettim ve apartman kapısına doğru yöneldim. Apartmanın önüne geldiğimde, hassiktir anahtarı naptım diye aranırken; arkamda Tülay Abla’yı gördüm. Saat 15.00’da işinin bittiği söyleyen kadın, Akşam 21.00’de eve geliyordu.
Abla yeni geliyorsun dedim. Evet dedi. Eee 15.00 ‘de işim bitti dedin, aradan 6 saat geçtikten sonra mı eve gelebildin dercesine sorgulayan bakışlarımı fırlattım yüzüne. Oysaki buna hakkım yoktu. Ama bu hayatta en nefret ettiğim şey, her zaman yalan olmuştu. Kendimi o an kandırılmış gibi hissettim. Böyle sorgulamayı da buna istinaden gerçekleştirdim. “Başka işlerim vardı, o yüzden geciktim” deyiverdi. “İyi bakalım abla, işlerini halledebildiysen; ne mutlu sana” diye imalı bir cümle kurdum, “iyi akşamlar” dileyip kapıma yöneldim. “Oooo bakıyorum da şaraplar alınmış, hayırdır kutlama mı var?” sorusu da arkamdan geldi. Pek de oralı olmayarak, “yok abla; canım bu akşam şarap istedi. Bir iki kadeh içip yatacağım” dedim. Hiç beklemediğim bir şekilde; “eğer sende istersen, sana eşlik edebilirim” dedi Tülay Abla.

İlk başta Tülay Abla’ya bozulmuş olmama rağmen, O’na hayır diyemedim. Abla bana bir 30 dakika verirsen; hem bir duş alayım hem de yiyecek bir şeyler ayarlayayım dedim. Bu arada aç olup olmadığını sordum, atıştırdım bir şeyler dedi. Tamam abla ben duştan çıkınca sana mesaj atayım gelirsin dedim.
Eve girmeden önce görüşmek üzere dedim, görüşürüz dedikten sonra kapıyı kapattım. Eve girdiğim de bu sefer soğuk duvarlar biraz ılıktı. Elimdekileri mutfağa bıraktıktan sonra, bir aydınlanma yaşadım. Tülay Abla’da bu akşam bana eşlik edecekti. Buzdolabındaki biftekleri çıkartıp, tezgaha koydum. Hızla kendi odama yöneldim. Üzerimdekileri seri hareketlerle çıkarttım. Bir tek siyah boxerım kalmıştı. Banyoya giderek, suyu sıcağa ayarladım; su kendini ısıtana kadar, mutfak masasının üzerini toparladım, tezgahta kalan birkaç bardak ve tabağı makineye attım. Kırmızı şarabı poşetten çıkartıp, tezgahın üzerine koydum. Bıçak – Çatal derken; İki tabak ve iki kadeh hazırladım. Koşar adım banyoya girip, kendimi sıcak suyun altına bıraktım.

Heyecanlıydım. Tülay Abla’dan böyle bir teklif beklemiyordum. 10 dakika içerisinde duşumu alıp çıktıktan sonra, üzerime bir eşofman takımı giyip, parfümümü de sürdükten sonra; mutfağa geçtim ve telefonumu elime alarak; abla ne zaman istersen gelebilirsin dedim. O arada da biftekler için baharat hazırlıyordum. “Tamamdır” diye mesaj gelmişti bile. Biftekleri hazırladım, tavayı hazırladım. Biftekler tavanın üzerinde renklerini değiştirirken, o esnada kapı çaldı. Kapı çaldığında elim ayağıma dolaşmıştı. Sakin ol Hakan diye kendimi telkin edip; kapıya doğru yöneldim. Kapıyı açtım ve Tülay Abla’yı karşımda gördüm.

Tülay Abla’da duş almıştı. Kokusu kendisinden önce içeriye girdi. Üzerinde dar bordo bluz, altında ise siyah taytı vardı. Bluzu hem dar hem de V yaka olduğu için, göğüs çatalıyla birlikte boynunu da açmıştı. Tülay Abla iri göğüslere sahipti ve bluzundan da bu rahatlıkta belli oluyordu. Hatta göğüsleri sutyenini doldurmuş, taşmıştı bile. Belki de sutyeni bir beden küçüktü. İşte o anda göğüslerine saldırma isteği duydum. O anlık gözüme çok hoş gelmişti. Altındaki siyah taytı inceydi. Vücut hatlarını ışığın altında ortaya çıkartıyordu. Geniş kalçaları vardı. Ve altına giydiği siyah külotunun izi belli oluyordu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis canlı bahis bursa escort kocaeli escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort sex izle kartal escort sakarya escort bayan erenler travesti webmaster forum